Türkiye’de gündem hızlı değiştiği için biz de hızlı adapte oluyor asıl konuları arka plana itiyoruz.
Tüm bu siyasi çalkantının içinde ‘bize bir şey olmaz’ derken, yıkıcı bir deprem olsa ne yaparız?
Biliyorum, sıkıldınız.
Zaten o kadar bezdik ki çevremde ‘dünya batsa da kurtulsak’ temennisinde bulunanların sayısı artmış durumda.
Kaçış noktası aradığımız için Diyarbakır ve İstanbul semalarında görülen spiral şeklindeki ışık gündem yarattı.
Uzaylılar mı geliyor, zamanlar ya da gezegenler arası bir tünel mi? açıldı şeklinde tahminler havada uçuşurken; bazılarının aklına deprem olma olasılığı da geldi.
Demek ki ‘yok-muş gibi’ davranılsa da bilinçaltımız hep teyakkuzda.
Işık için ortaya atılan iddia şöyle:
24 Mart 2025'te Cape Canaveral'dan fırlatılan SpaceX Falcon 9 NROL-69 roketinden kaynaklanıyor.
Tabii bilimsel bir açıklama da gelse ben diğer ihtimaller üzerinde durmayı tercih ederim.
Çünkü fantastik ve heyecanlı!
Ancak can sıkıcı gerçekliklerimiz ile baş başayız.
Ve her ne kadar siyasi çıkmazda da olsak depreme kaşı elimizdeki tek koz olan ‘kentsel dönüşüm’ çalışmalarının devam ettiriliyor olması şart!
***
Bugüne kadar Bursa’da deprem riskini azaltmak ve kenti daha dirençli hale getirmek adına projelerini paylaşan Bursa Büyükşehir Belediyesi; Yıldırım’da Arabayatağı Mahallesi’nde dönüşüme start verdi.
Zor bir iş olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bursa’yı komple şantiye sahasına çevirmek imkânsız. Haliyle parça parça yol alınacak.
Proje sonunda, 4 bin 423 metrekaresi Büyükşehir Belediyesi’ne ait rezerv alanı olan toplam 17 bin 700 metrekarelik inşaat alanında 112 konut ve 8 dükkân inşa edilmiş olacak.
Temel atma töreninde açıklama yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey; Bursa’da bulunan 9 faydan 7’sinin etkin olduğunu, sıvılaşma potansiyeli bulunan alanların büyük risk taşıdığını biliyoruz. Bu gerçeği göz ardı edemeyiz. Tam da bu nedenle kentsel dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Bu artık bir tercihten öte, yaşam hakkıdır. Biz bu gerçeğin farkındayız. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Yıldırım Belediyesi ile atacağımız adımlarla bölgede kentsel dönüşümü hızlandırmayı önemsiyoruz” dedi.
Sıvılaşma olmayan bir nokta kaldı mı?
Bilemiyorum.
Ama uzmanlar zemin iyileştirmesi ve sağlam konutlarla sorunun çözülebileceğini belirtiyor.
6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nden sonraki görüntüleri hatırlayın!
Sıvılaşma nedeniyle bazı binalar sağa-sola yıkılmamış; toprağın içine doğru geçmişti. Zemin katlar tamamen yok olmuştu.
Yani tekrar edilen ifadeler beyni uyuşturup, gerçekleri unutturmak için değil; toplumu bilinçlendirmek için!
***
Arabayatağı Mahallesi’nin uzun süredir bu bekleyişin içerisinde olduğunu söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, 2012 yılında riskli alan ilan edilen bölgede, ihalenin yüksek maliyetlerle yapılmasından dolayı sürecin ilerleyemediğini de vurguladı.
Göreve geldikten sonra sürecin bu şekilde devam edemeyeceğini tespit ettiklerini ve bölgeyi yeniden projelendirerek hayata geçirilebilir bir dönüşüm süreci başlattıklarını belirten Başkan Bozbey, “19 Mart 2024’te ihale yapılmış. Yapılan ihaleye baktığımızda 550 milyonu aşan bir maliyet çıkmış. Burada 112 daire ve 8 dükkân var. Yaklaşık olarak hesap ettiğimizde 1 daire maliyetinin ortalama 4-4,5 milyon TL’ye geldiğini görüyoruz.
Projede bazı değişiklikler yapıldı. Temelini attığımız bu yapı kat karşılığı olarak verilerek en azından belediyenin kasasından yüklü bir bedelin çıkmasını önlemiş olduk. İnşallah bize söz verdikleri gibi 650 gün içerisinde teslim edecekler” ifadelerini kullandı.
Her geçen gün maliyetler daha da katlanıyor.
Dönüşümün önündeki en büyük engel bu.
Vatandaşı ikna edebilmek de bir dert.
Canıyla-malı arasında tercih yapması gerekenler kara kara düşünmekteler…
Türkiye’de siyasi çalkantıların gölgesinde başka bir konu konuşamaz olduk. Linç kültürü o kadar güçlü ki dikkati başka bir alana yönlendirmek istediğimizde tepki görüyoruz. Hâlbuki arka planda kaçırdığımız çok şey var. Hak, hukuk ve adalet arayışında olanları tenzih ederek siyasi parti, kurum, ki
Her sene bazı tarihleri kaçırmamak için hatırlatıcı alarmlar kuruyorum. Geçen yıl 4 Nisan’ı kaçırmıştım ama bu sefer yeniden yazacağım. Çünkü bazı yaşanılanlar unutulmamalı; ortak hafızamızda durmalı… Türkiye; zaferlerin, sevinçlerin olduğu kadar acıların da yoğrulduğu bir ülke. Bizi birbirimize
Türkiye sevilen, kıymetli bir sanatçısını kaybetti. Videolarda ölüm anını izlerken çoğumuz derinden sarsıldık. Yaşamak pamuk ipliğine bağlı ve her şey ne kadar da sıradan. Bir önceki cümlemde -çoğunluk- ifadesini kullandım. Çünkü görüyorum ki bir ölümü bile siyasete alet edenler var; olup bitend
Klasikleşen şekilde bir bayramı daha geride bırakırken olup biteni değerlendirelim mi? Alım gücü kalmadı diye vatandaşın çektiği sıkıntıyı dile getirmeye çalışırken; yine iç sesimizin ‘Madem öyle bu trafiğin, çarşının hâli ne böyle?’ dediği süreçlerden biriydi yine. Kamu için tatil süresinin son a
Bursa Büyükşehir Belediyesi ‘Mart Ayı Değerlendirme Toplantısı’nın notlarını dün yarıda bırakmıştım. Kaldığım yerden devam ediyorum… BUSKİ’nin borçları kadar -insan sağlığı her şeyden önemli- konuşulması, yazılması ve yetkililer kadar vatandaşın da sesini çıkarması gereken diğer bir husus; su kirlil
Bayrama az bir süre kala, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in ‘Mart Ayı Değerlendirme Toplantısı’na katıldık. Böylece ilkbahara da ‘merhaba’ dedik. İşi para yönetimi olan ve vergilerle boğuşanlar iyi bilirler: Mart ayı, dert ayıdır. Çoğunluğun hoşlanmadığı, kasvetli upuzun bir süreci geri
Türkiye’de gündem hızlı değiştiği için biz de hızlı adapte oluyor asıl konuları arka plana itiyoruz. Tüm bu siyasi çalkantının içinde ‘bize bir şey olmaz’ derken, yıkıcı bir deprem olsa ne yaparız? Biliyorum, sıkıldınız. Zaten o kadar bezdik ki çevremde ‘dünya batsa da kurtulsak’ temennisinde buluna
Güzellik algısı tek tipleşmeye yol açarken hem psikolojik hem fizyolojik sorunlara da yol açıyor. Psikolog Zeynep Şimşek ve Diyetisyen Senem Çelik uyarıyor: “Her şeyin aşırısı dikkat çekiyor!” Beğenilmek hiç bu kadar önemli olmamıştı! Yaşadığımız çağın en büyük diktelerinden biri; güzellik. Güze
Büyük sorunlarımız var. Görmezden gelmenin işe yaramayacağı bir dönüm noktasındayız. Sağ-sol kavgasının yaşandığı dönemlerde genç olan, çoğumuzun anne-babasının yaş grubu çok endişeli. Sokaklarda çıkan en ufak olayda kederleniyor, polise karşı duran gençleri gördükçe hem onlara hem ülkeye üzülüyo
Kaosun ortasındayız. Haklı-haksız ayrımı yapacak vakit yok. O kadar bıkmış, bezmiş, umutsuz hissediyor ki insanlar; düşünmek değil harekete geçmek istiyor. Eğrisi doğrusuna karıştı; herkes her şeyi yazıyor, paylaşıyor. İçinde bulunduğumuz süreç hem ülkemiz adına hem de hepimizin geleceği için ço