Belediye otobüsüyle yolculuk yapmayan var mıdır aramızda ya da Bursa Metrosuyla?
Eskiden belirli gün ve saatlerde hıncahınç dolan araçlar artık her an kalabalık.
Öyle yağmur yağdı, okul çıkış saatine denk geldik vb. bahaneler mazide kaldı.
Yine ağzına kadar dolu bir otobüsle yolculuk yaptığım sırada tabiri caizse ön cama yapıştım.
İlerleyecek yer olmadığı için de şoförden rica ederek çantamı cam boşluğuna iliştirdim.
Hep vatandaşa ya da yetkililere sorduğumuz o meşhur soruyu bu kez şoföre yönlendirdim:
Trafik sorunu çözülecek mi?
O sırada yolculardan da söylenenler vardı.
Çünkü otobüs internette yazan saatte gelememiş, dakikalarca beklenmişti.
Yanıt şöyle geldi:
“Mümkün değil. Bana bir zaman çizelgesi veriliyor. Saat kaçta, hangi durakta olmam gerektiği yazılı. Peki, bu yollarda, buna nasıl uyacağım? Çizelgeye uyacağız diye de bazı arkadaşlar durakları es geçerek, gaza basmak zorunda kalıyor. Sonra vatandaş bize kızıyor…”
Kimi dinlesem ona hak vereceğim.
Herkes dertli; sitemler dağları aşmış durumda.
Bir görünmez el gelse hepimizi bu keşmekeşten çekip alsa…
***
Belki biraz teselli olsun biraz da sohbet devam etsin diye; ‘Okul çıkış saati, hava kötü, bir de iftar saati yaklaşıyor. Tabii otobüsteki insan yığınına katlanmak çok zor’ dedim.
Ve her duyduğumda şehir efsanesi sandığım gerçeklikle yüzleştim:
65 yaş üstü vatandaşın ücretsiz ulaşım hakkı sistemi kitlemiş!
Geçtiğimiz yıl temmuz ayında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kararıyla Bursa’da yaşayan 65 yaş üstüne yönelik günde 6 yolculuk ile sınırlı olan ulaşım hakkının sınırsız olması kararlaştırılmıştı.
O zaman gelen tepkileri anlamsız bulmuştum.
Öyle ya mantıken ihtiyaç halinde toplu ulaşım kullanılır!
Meğer sınırsız seyahat suistimal ediliyormuş.
Şoför; “Geçen gün 110 kez kart basan birinin kartı iptal edildi. Canı sıkılan kendisini dışarı atıyor. Nasılsa bedava ya ekmeği, suyu bahane ederek alt mahallelere markete giden mi ararsınız, şehir turu atan mı? Bazıları sohbet etmek için arkadaşlarıyla otobüse biniyor. Bazıları da her durakta inip, bir sonrakine biniyor” dedi.
Bir yazımda ‘Türkiye’de yaşanılan olaylar karşısında artık şaşırmıyorum’ demiştim.
Nedense limitsiz gezen ve kalabalık yaratan bu kitleye şaşırdım.
“En fazla kaç kişi olabilirler ki?
Etkili olduğunu sanmıyorum” diye tepki verdim.
O an içinde bulunduğum araca basılan kartların bilgisini ekranda gördüm:
450 kart okutulmuş; indirimli ve ücretsiz abonman toplamı 355.
Verinin saat aralığını ve süresini bilmiyorum.
Bu tahmin edersiniz ki bu masraf belediye tarafından karşılanıyor!
Çözüm önerisi yine şoförden geldi:
“Ya sınırsız kullanımı kaldıracak, eskisi gibi biniş sayısı getirecekler. Ya da yoğun saatler için caydırıcı olması adına ücret koyacaklar.”
5 lira bile olsa; bu turistik gezi yapmak için sokağa dökülenler huylarından vazgeçerler!
Şuurlu olan iş ve okul giriş-çıkış anlarında zorunlu değilse toplu ulaşımı kullanmaz zaten.
Ne yazık ki bu konu hakkında da şok edici bir bilgi edindim.
Dilim varıp nasıl anlatacağım, doğru ifadeleri nasıl kullanacağım? diye düşünüyorum…
***
Geçen hafta bir olay yaşanmış.
76 yaşında bir adam -işlediği suç nedeniyle amca, dede gibi nitelendirmede bulunamadım, midem bulandı- okul çıkış saatinde otobüse biniyor.
Kendisine yer verildiği halde oturmayı kabul etmiyor ve kız öğrencinin birini taciz ediyor.
Öğrenci çevresinden yardım istiyor, şoför olayı fark ediyor; otobüsü durdurup adamı indiriyor.
Yolcular tartaklamış, bağırmış ama ahlaksızlık salgını için çözüm değil.
Bu şekilde öğrencilerin çok olduğu saatleri bilerek tercih edenlerin olduğunu da vurguladı şoför.
Yetkililer dikkate alır mı? Bilemiyorum ama ‘65 yaş üstünün sınırsız yolculuk hakkı’ pek doğru değil gibi.
Ya sizce?