Siyasi bir fırtınanın içerisindeyiz hatta fırtına demek az olur, tayfun ya da kasırga diye de adlandırabiliriz. Önce Ekrem İmamoğlu'nun iptal edilen üniversite diploması, ardından alınan gözaltı kararı kafaları karıştırdı. Öncelikli sorular, İmamoğlu'nun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki özel bir üniversiteden yatay geçişle mezun olduğu İstanbul Üniversitesi'nden aldığı diploma bugüne kadar neden hiç gündeme gelmedi?
Lise mezunu olmak belediye başkanı olmaya engel değil fakat aynı kişi cumhurbaşkanı olmak istiyor ise üniversite mezunu olması mecburiyeti var. Diploma meselesinin yıllarca hiç irdelenmeyip, İmamoğlu'nun CHP tarafından cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi gündeme gelince mezun olduğu üniversite tarafından iptal edilmesi alışıla gelmiş bir durum değil.
Yapılan iptal işleminin tek mağduru da İmamoğlu değil, kendisiyle birlikte çok sayıda kişi de bir anda lise mezunu seviyesine düştü. Ucu 35 yıl öncesine dayanan diploma hadisesinden olumsuz etkilenen profesör unvanına kadar yükselmiş olanlarda dahil, onlarca kişi elbette ki karşı dava açacak. Açacak açmasına da bu davalar kaç yıl sürecek, alınan sonuç yaşanan problemi telafi edecek mi bunlar muamma.
Verilen hak yıllar sonra mahkeme kararı ile geri alınabilir mi, alınırsa bunun asıl suçlusu kimlerdir? Bu soruların cevabını yargı verecek. Toplum, diploma olayını kendi arasında tartışırken, ertesi gün sabah 6 civarı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı İmamoğlu dahil olmak üzere 106 kişi için gözaltı kararı çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile yolsuzluk ve terör suçları kapsamında başlatılan iki ayrı soruşturma kapsamında, 99 kişiyi yolsuzluk ve rüşvet şüphesiyle, 7 kişi de terör örgütü üyeliği suçlamasıyla ifade vermeleri için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmek üzere operasyon yapıldı. 88 kişi emniyete ifade vermek için götürülürken diğer şüpheliler için aramalar devam ediyor.
Savcılığın hazırladığı iddianamede madde madde suç unsurları şöyle sıralanmış: Rüşvet, irtikap, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, ihaleye fesat karıştırma, suç örgütüne üye olma ve özellikle de Ekrem İmamoğlu için suç örgütü yöneticisi olmak.
Suçlamalar oldukça ciddi. Bunlara verilecek hapis cezalarını en alt düzeyden bile hesaplayacak olursak, bu suçların hepsini işlediği ispat edilen kişi ya da kişiler muhtemelen ömrünün sonuna kadar cezaevinden çıkamazlar.
Savcılığa delilleri sunan, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun babasıyla ortak olduğu ve el konulan İmamoğlu İnşaat'ın 8 Aralık 2020 ile 11 Aralık 2023 tarihleri arasındaki 3 yılda, 117 yeni taşınmaza sahip olduğu bilgisi de var. İçinde dükkânlar, meskenler, konutlar, ofisler, bürolar, arsalar olmak üzere bu sayıdaki taşınmazın para kaynağının belirsiz olduğu da raporda yer alıyor.
Terör örgütüne yardım etme suçlamasında ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli "PKK/KCK terör örgüte yardım etmek" soruşturması ile karşı karşıya.
Yapılan operasyonda her dakika yeni gelişmeler yaşanıyor ve öyle görünüyor ki önümüzdeki günlerde gözaltına alınan kişi sayısı artabilir. Yargının en hızlı ve en adaletli şekilde karar vermesi, bu kararda herhangi bir siyasi etki olmaması en önemli beklenti.
AK Parti'den yapılan üst düzey açıklamalarda da yapılan operasyonda kendileri ile alakalı siyasi bir baskı olmadığı hatta bu bir yana, gözaltılar için savcılığın verdiği kararda CHP'lilerin yaptığı şikayetlerin başlıca sebep olduğu belirtiliyor. Yolsuzluk, rüşvet, terör örgütüne destek gibi devlete, millete verilen her türlü zararın karşısında olunması en doğal davranış.
Soruşturmalar esnasında dikkat edilmesi gereken hayati bir nokta var. Toplumda şüphe bırakılmaması, bunun bir siyasi operasyon olmadığının, noktasına virgülüne kadar ayrıntılı bir şekilde gözler önüne serilmesi gerekiyor.
Öyle ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve çevresindekilere ithaf edilen bu suçlamalar çoktan Türkiye'yi aştı, Avrupa, hatta dünya gündemine oturdu. Suçlular ve işlenen suçlar varsa muhakkak ki cezasız kalmamalı. Fakat diğer yandan da soruşturma kapsamında ele geçirilen deliller ve tüm ispat unsurları en şeffaf haliyle paylaşılmalı. Siyasetin, adaleti etkilemediği, yapılan gözaltılarda asıl amacın rakibi yok etmek olmadığı, gerçekten önemli deliller eşliğinde soruşturmanın sürdürüldüğüne, 7'den 70'e herkes ikna edilmeli. Diğer türlü akıllara gelecek soru işaretleri, seçmenin politikacılara olan güvenini telafi edilmeyecek şekilde yok edebilir.
SAĞLICAKLA KALIN